AR-GE, YENİLİK VE TASARIM FAALİYETLERİNE YAKLAŞIM OLARAK GELENEKSEL YA DA BİLİMSEL YÖNTEM NEYİ İFADE EDER? ETKİLERİ VE BİZDEKİ DURUM NASILDIR?

 Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK

Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım Hibe Fonları,

Tasarım/Ar-Ge Merkezi Uygulayıcısı,

Öğretim Üyesi, Sorumlu Ortak Baş Denetçi, YMM

www.abdanmerymm.com

abdanmer@gmail.com

04.08.2016

 

 

GİRİŞ

İşimiz gereği sürekli müşteri ziyaretlerinde bulunup, Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım projelerinin önemi ile proje maliyetlerini  hibe şeklinde fonlayan ulusal ve uluslararası kurumlardan bahsediyoruz. Firmaların küresel rekabetle baş edebilmek için artık Ar-Ge’ye bağlı “yenilik ve tasarım faaliyetlerine” odaklanmak gerektiğine inanmaktayız, hatta bir sanayicimiz  “soyadımız  yenilik ve tasarım“ deyip, konuyu içselleştirdiğini  ortaya koyuyor.

Firmaların  mevcut ürünlerinde, süreçlerinde, üretim yöntem ve usullerinde, pazarlama ve organizasyonel yapılanmalarında yeni ve önemli derecede iyileştirmeler yapmaları gerekiyor. Bu dalga çığ gibi firmaların üzerine geliyor. Bu durumda firmaların eski tutum, davranış ve yöntemlerini ortadan kaldırarak yeni deneme çözümleri tasarlamak, uygun olanını eleştirel analizle bulup, geçerliliğini de sınamak durumundalar. İşte bu aşamada firmaların ya Darwinci  ya da bilimsel yönteme göre iş yaptıklarını  gözlemliyoruz.

GELENEKSEL YÖNTEM(DARWİNCİ YAKLAŞIM)

Geleneksel  yönteme   göre davranan  firmalar, küresel rekabetten gelen  bu değişime pasif olarak katılmakta, mevcut durumunu iyileştirecek, örneğin Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım projeleri yapmak, fon kuruluşlarına başvurmak gibi deneme çözümleri  üreterek, başarısız mevcut ve yeni çözümleri ortadan kaldırıp, uygun olanını seçme ve  uygulama kararlılığı gösteremediğinden, hatalı davranışı ile beraber doğal ayıklanarak, piyasadan yok olmaktadır. Darwinci ayıklanma kuramı işte bu konuyu işaret etmektedir “hatalarını eleyemeyen firmaların, hatalarının icracısı  olarak hataları ile birlikte yok olmalarıdır”.

İmmanuel  Kant’ın dediği gibi “bilgi (ve Ar-Ge /teknoloji üretimi –benim ilavem) ile bağımlılıktan kurtulabiliriz. Bilgi yoluyla insanın kendi kendini mahkum ettiği ergin olmayıştan kurtulunur. Ergin olmayış, başkalarının idaresinde olmadan aklını kullanamamaktır. Aklını, eksik olduğundan değil, başkalarının idaresi altında olmadan kullanma kararlılığı ve yürekliliği gösteremeyen, kendi kendini ergin olmayışa mahkum eder”. Darwinci kurama göre davranan firmalar  yenilikçi faaliyetlere Ar-Ge çalışması yapmadan başkalarının(özellikle dış firmaların) teknolojilerini  yatırım mantığı ile satın alarak “al-tak” yada “ arakla-getir” yöntemini uygulamakta, son zamanlarda öne çıkan “imitation and innovation” yani “ arakla-geliştir” mantığını bile hayata geçirmeden formülün sadece arakla yani taklit kısmını gerçekleştirmektedir.

Sonuçta hatalı yöntemi ile beraber  yok olmaktadır.

BİLİMSEL YÖNTEM(POPPERCİ YAKLAŞIM)

Oysa bilimsel yönteme göre davranan firmalar çevreden gelen küresel rekabetle baş edebilmek için  bu tasarım ve yenilik faaliyetlerine içsel ve  aktif olarak katılmakta, mevcut sorunlarını çözmek ve rekabetle baş edebilmek için mevcut üretimleri yanında  Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım faaliyetlerine de zaman ve kaynak ayırmakta, fonlama için TÜBİTAK, KOSGEB, EUREKA, EUROSTARS, AB H2020  araştırma ve yenilik faaliyetlerine tekil ve ortak olarak  katılmak için deneme çözümleri üretmektedir. Ar-Ge prototipini gerçekleştirdikten sonra bağlantılı olarak seri üretim ve ticarileşme teşvikleri için özellikle Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının destek programlarına başvurmayı baştan planlamaktadır.  Ürettikleri  çözümler arasından en uygun olanı eleştirel tartışma ile seçerek,  gelişmesini sınırlayıcı  tutumunu, üretim yöntemini  terk ederek yeni  ürün ve süreç  faaliyetlerine odaklanmaktadır. Bu durumda firma eski, hatalı, rutin  yaklaşımla birlikte yok olma yerine, hatası kendisinden ayrılarak ortadan kalkmakta, kendisi yenilikçi ve özgün yönleri ile rekabete karşı dimdik ayakta kalabilmektedir.

Okumasını yeni bitirdiğim David Goldsmith’in “Paid to Think” adlı kitabında stratejik düşünme süreci için atılacak adımlar olarak; her şeyden önce niyetlenen hedeflenen çıktılar, sonra strateji (gidilmek istenen yol),makro taktikler,(mikro) taktikler ve icraat(uygulama) olarak birbirini takip eden faaliyetler bütünü olarak ifade edilmiştir. Herhangi birini atlamamız söz konusu değil.

Görüldüğü gibi bilimsel  yöntemde  firmalar yeniliği engelleyen sorunları eleştirel yöntemle ortaya çıkarak, Ar-Ge faaliyetleri ile deneme çözümleri tasarlamakta, birden fazla deneme çözümlerinin biri dışındaki diğer çözümleri  eleştirel tartışma yoluyla ortadan kaldırarak, bulduğu uygun çözümün doğruluğunu uygulamada  prototip imalatla sınama yoluna gitmektedir. Bu durumda gelişmelerini  ve rekabetle baş edebilmelerini  sağlayan temel iki araç: eleştirel yöntem ve ortadan kaldırma olmaktadır. Bununla birlikte her Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyeti ile birlikte firmanın  bilgisizliği daha da artacağından, gidermek için  yenilik faaliyetlerine  tekrar başlayarak  gelişme döngüsü süreklilik kazanmaktadır.

FİRMALAR GÖZLEMLERİMİZE GÖRE REALİTEDE HANGİ YÖNTEMİ DAHA ÇOK BENİMSEYİP UYGULUYOR?

Şöyle bir soru sorulabilirsiniz: Karşılaştığınız firmaların yüzde kaçı Ar-Ge ve Yenilik projeleri yapma konusunda Darwinci kurama, yüzde kaçı bilimsel kurama göre davranıyor? Bize göre  Darwinci kurama göre davranan firmaların sayısı az değil. Aksi halde Ar-Ge’ye ayrılan kaynakların milli gelire oranı % 1’in altında kalmaz(standart oran % 3’dür), AB’ ye Ar-Ge için havuza aktardığımız katkının ancak % 5’ini geri alacak şekilde az sayıda  proje vermemiz söz konusu olmazdı. Brüksel’deki iş ortağım  AB’ nin  “Eco İnnovation” destek programı kapsamında gıda ve otomotiv konusunda Türkiye’den konsorsiyuma katılacak firmalar arıyoruz, ancak bulamıyoruz, başvurular yıl sonunda kapanıyor, Türkiye en az başvuran ülke diye serzenişte bulunmazdı. TÜBİTAK ortak projeler için  % 10 gibi ek destek oranı veriyor, 1501  destek programına verilen projeler içinde ortak projelerin oranı 2012 yılında % 2,4 oranında kalırken, 1507 KOBİ destek programlarında ise bu oran % 0,9 gibi yok denecek kadar azdır, başka bir deyişle batılı firmaların çoklukla kullandıkları kümelenme(cluster) sinerjisi bizim firmalar arasında yok gibidir.

 

 

KAYNAK:Darwin’ci ve Popper’ci pozisyonların yazılmasında yararlanılan kitap,Karl Raimund Popper,Hayat problem çözmektir,s.17-38,YKY Yayınları.