DIŞA OLAN EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞIMIZI PEKİŞTİRMEK İÇİN PİLOT TESİS AR-GE PROJELERİNİ “REKABET ÖNCESİ İŞBİRLİĞİ PROJELERİ” DESTEK PROGRAMI İLE İŞLERLİK KAZANDIRMALIYIZ

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK

Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım Hibe Fonları,

Tasarım/Ar-Ge Merkezi Uygulayıcısı,

Öğretim Üyesi, Sorumlu Ortak Baş Denetçi, YMM

www.abdanmerymm.com

abdanmer@gmail.com

12.10.2016

 

GİRİŞ

Son günlerde şansıma tekstil ve hazır giyim konusunda Ar-Ge, tasarım ve yenilik faaliyetlerine ilişkin taleplerde bir artış gözlemliyorum.Kendim Buldan/Denizli’de tekstilin içinde doğduğum için bu oluş, beni içsel varlığımda daha çok  huzura kavuşturuyor, hizmet etmemi motive ediyor. Konuya yoğunlaşınca, ilgili bilgi ve haberleri dee çekim yasasına göre kendime çekiyorum. Bu bağlamda aşağıdaki linkedin’de Sn. Yunus BAĞCI’nın paylaşımı beni  etkiledi.

 Yunus BAGCI

 

FRASCATİ KILAVUZU NE DİYOR?

Çözüm odaklı düşündüğüm için zihnime hemen Rekabet Öncesi İşbirliği Projesi fikri geldi,bu programla bu konuyu çözebilirim diye düşünmeye başladım. Çünkü bu programla en az iki firma arasında (bu iki firmanın sahipleri aynı kişiler olabilir) sipariş öncesi uygun numune oluşturmak için batılı firmaların çok kullandığı minimal düzeyde test anlamında pilot tesis  oluşturmaya ihtiyaç var, numune onaylanınca ekonomik ölçekli siparişin seri üretimine geçilebilinir.

Ar-Ge projeleri kriterlerini belirleyen uluslar arası kılavuz olan FRASCATİ’ye göre Pilot Tesis Ar-Ge’sinin tanımı ve işlevleri aşağıdaki şekilde tanımlamaktadır:

“Bir pilot tesisin oluşturulması ve işletilmesi, temel amacı deneyim kazanmak ve aşağıdakilerde kullanılmak üzere mühendislik verilerinin ve diğer verilerin toplanması olduğu sürece Ar-Ge’nin bir parçası olarak kabul edilir:

– Hipotezlerin değerlendirilmesi

– Yeni ürün formüllerinin oluşturulması

– Yeni bitmiş ürün özelliklerinin oluşturulması

– Yeni bir süreç için gerekli özel ekipman ve yapıların tasarlanması

– Süreçle ilgili olarak işletim talimat veya kılavuzlarının hazırlanması

Deneysel aşama biter bitmez bir pilot tesis normal bir ticari birim olarak faaliyete başlarsa, pilot tesis olarak tanımlanmaya devam etse bile, faaliyet bir Ar-Ge faaliyeti olarak ele alınamaz.”

TEKSTİLİN DIŞINDA BAŞKA SEKTÖRLERDE DE PİLOT TESİS UYGULAMASI NASIL HAYAL EDİLİR?

Bunun için pilot tesis Ar-Ge ve yenilik projesi verilirken bizce aşağıdaki kriterleri karşılaması gerekir:

1) Proje çıktısı öncelikle yıkıcı bir yeniliğe ve farklı bir üretim yöntemi ile gerçekleşmesi gerekmektedir. Yani mevcut uygulanan yöntemlerin dışına çıkıp, farklı bir bakış açısı ile proje çıktısının gerçekleştirilmesi söz konusudur. Burada mevcut geleneksel üretim yöntemlerine ateşleyici bir arzuyla karşı çıkmak, mevcut durumu kararlı bir şekilde kabullenmemek yenilikçiliği tetikleyici ana unsurdur.

2) Proje çıktısını gerçekleştirmek için talep edilen makine, alet teçhizatların,  dışarıdan fason işçilik ile alınmayacak nitelikte olması gerekmektedir. Şöyle ki, 0,01 hassasiyetinde bir parça işlemesi için proje önerisinde CNC talep edilemez. Zira bu hizmet dışarıdan tedarik edilebilir. Fakat proje çıktısının 0,00001 hassasiyetinde işlenmesi için bir CNC tezgâha ihtiyacı var ise (bu durum hakemler tarafından mutlaka kontrol edilir) olumlu karşılanır.

3) Talep edilen alet-teçhizat mutlaka pilot ölçekte üretim gerçekleştirmek için  olmalıdır. Örneğin kimyasal bir formulasyon çalışması için, ihtiyaç olunan mikser kapasitesi 10 lt geçmez. Proje önerisi için 1.000 lt’lik bir mikser talebi olursa, bu durumda ilgili talep kapsam dışına alınır.

4) Pilot Tesis proje önerileri, mutlaka ölçeklenebilir olmalıdır. Yani, proje önerisinin gerçekleşmesi için 1 birim üzerinden hazırlanması ve ancak başarılı olması durumunda, endüstriyel boyutta (10,20,100 birim) gerçekleştirileceği özellikle belirtilmelidir.

PİLOT TESİS KURMAK İÇİN UYGUN PROGRAM OLARAK REKABET ÖNCESİ İŞBİRLİĞİ PROJELERİ(RİP)

5746 sayılı Ar-Ge Kanunun 2/d maddesi ile gündeme gelen  “Rekabet öncesi işbirliği projeleri”: Birden fazla kuruluşun; ölçek ekonomisinden yararlanmak suretiyle yeni süreç, sistem ve uygulamalar tasarlayarak verimliliği artırmak ve mevcut duruma göre daha yüksek katma değer sağlamak üzere, rekabet öncesinde ortak parça veya sistem geliştirmek ya da platform kurabilmek amacıyla yürütecekleri, Ar-Ge veya tasarım faaliyetlerine yönelik olarak yapılan işbirliği anlaşması kapsamındaki bilimsel ve teknolojik niteliği olan projeleri”dir diye tanımlanmıştır.

 

İŞBİRLİĞİ TÜRLERİ

Bizim düşüncemize göre kuruluşlar arasındaki işbirliği projeleri yatay(horizontal) ya da dikey(vertikal) bazda yapılabilinir.

– Yatay işbirliğine örnek; yüzey kaplama sektörüne hizmet veren firmaların dış ortamda bulunan bina dış yüzey yapı elemanları için korozyona dayanıklı kaplama geliştirilmesinde bir laboratuvar kurulması söz konusu olduğunda aşağıdaki test ve deneyler için aşağıdaki ekipman ihtiyacı karşılanabilir.

(Yoğunluk Testi: Piknometre, Konsantrasyon ölçümü: Refraktometre, Çinko Tayini, Sodyum Hidroksit Tayini, Sodyum Karbonat Testi, Demir tayini, Kobalt  Tayini, 8.Krom +3 Tayini, RoHS Testi, Parlaklık Ölçüm Testi, Çinko Dağılım Oranı Testi, Kaplama kalınlığı testi, Görünüm kontrolü, Nitrat iyonu testi, Tuz testi).

– Dikey işbirliğine örnek; yeni tip ekmek geliştirebilecek pilot tesis verilebilir. Üniversitenin gıda ve/veya gıda makinaları bölümü, buğday tohumu geliştiren firma, gıda tünel tip fırınları geliştiren firma, karıştırıcı geliştiren birkaç tedarikçi ve ana sanayi firması ortak bir pilot tesis kurarak malzeme, ürün, makine veya proses geliştirebilirler.

 

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANLIĞININ(BSTB) SİTESİNDEKİ AÇIKLAMALAR (https://biltek.sanayi.gov.tr/Sayfalar/rekabetoncesi.aspx)

Rekabet Öncesi İşbirliği projesinden önce, “Stratejik İşbirliği” kavramının iyi tanımlanması ve aynı sektörde veya birbiriyle bağlantılı sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler arasında yaygınlaştırılması gerekmektedir.

Stratejik İşbirliği, iki veya daha fazla bağımsız işletmenin kendilerini hem stratejik olarak konumlandırma hem de öz yeteneklerini karşılıklı yarar sağlayacak şekilde bazı amaçlar üzerinde birleştirdikleri işbirliği anlaşmaları” sonucunda ortaya çıkan ve bir plan dahilinde yürütülen çalışmalardır.

Rekabet Öncesi İşbirliği Projeleri ise Stratejik İşbirliği yapan bir veya daha fazla işletmenin maddi, teknoloji ve bilgiye dayalı kaynaklarını bir araya getirmek suretiyle yürüttükleri projelerdir.

Stratejik işbirliği tanımı kapsamında uygun işletmeler arası ilişkileri;

  • Ortak Ar-Ge çalışması,
  • Ortak Ürün Geliştirme,
  • Uzun Dönemli Kaynak Sağlama Anlaşmaları
  • Ortak Üretim,
  • Dağıtım/Hizmetin Paylaşımı (üretici-dağıtımcı arasındaki ve üretici işletme-tedarikçi işletme arasındaki işbirliğini içeren ticari anlaşmalar) olarak sınırlayabiliriz.

Stratejik işbirliği tanımı aşağıdaki örneklerle desteklenebilir;

  • IBM, Siemens ve Toshiba’nın yeni bir hafıza çipinin geliştirilmesi için işbirliği yapmaları,
  • Du Pont ve Sony’nin optik hafıza depolu ürünler geliştirmek için beraberce çalışmaları,
  • Yarı iletken imalatçıları olan Motorola ve Toshiba’nın hayati teknolojileri ve imalat süreçleri ile ilgili bilgileri takas etmek konusundaki işbirliği,

General Motors ve Hitachi’nin otomobillere elektronik parçalar geliştirmek üzere ortak çalışmaları.

… İşletmeler, işbirliği süresince ayrı ve bağımsız kalırlar ve işbirliği sona erdiğinde kendi faaliyetlerine dönebilirler.

… Günümüzde artık hiçbir şirket yaşamını tek başına sürdürememektedir (Doz; Hamel,s.9). Bilgi işleme teknolojisindeki hızlı değişim, Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan yüksek bütçeler, sabit varlıklara yapılan yatırımların maliyeti, işletmelerin artık öz yeteneğinin güçlü olduğu işlerde ve sektörlerde faaliyetlerini yapma isteği ve rekabet olgusu, işletmeleri değişime ve değişik arayışlara yöneltmektedir. Bu durum işletmeleri kendi sektöründe veya farklı sektörde ve rekabet halinde veya rekabet halinde olmadığı işletmelerle işbirliği yapmaya zorlamaktadır.

…Rekabette başarılı olmak isteyen işletmelerin başarıları büyük oranda Ar-Ge, üretim, pazarlama ve diğer alanlardaki bilgi birikimine dayanmakta ve işletmelerin bu alanlardaki bilgilerinin gizliliği işletmelerin stratejik planları açısından önem taşımaktadır.

 

DESTEKLER

1 Mart 2016 tarihinde yürürlüğe giren 5746 sayılı Ar-Ge Kanunundaki iyileştirme ile “Rekabet öncesi işbirliği proje bütçesinin en fazla yüzde ellisine kadarlık kısmı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesine konulan ödenekle sınırlı olmak üzere geri ödemesiz olarak desteklenebilir.”

Ar-Ge reform paketi nedeniyle Bakanlığın sunumunda aşağıdaki destek şeması yer almaktadır:

 Bakanlıgın Sunumunda

İŞLEYİŞİ

SÜREÇ ADIMLARI

 – Hazırlık olarak rakip firma ile işbirliği sözleşmesi, alınacak test cihazı vb. için proformalar, eleman istihdamı öngörüsü, yeri, organizasyon şeması vb. bilgilerle bir proje hazırlayarak, örneğin bir test cihazının ürün yeniliği üzerindeki etkisini gerekçelendirmek gerek.

– Bunun gerekliliğini ve projenin teyidi için Sanayi BSTB bu projeyi TÜBİTAK’ta gönderiyor. TÜBİTAK onay verdiğinde ve Bakanlıkta şartları uygun gördüğünde kabul edip çalışmaya başlanıyor. Yürütücü firmada ortak banka hesabı açılıyor.

Teşvikler: Alınacak test cihazın yarı bedeli Sanayi Bakanlığından hibe olarak veriliyor, geri  kalan yarısını firmalar ödüyor. Firmaların ödediği ortaklık bedelini vergi matrahından %100 indirebiliyor.

– Projede çalışanlara sigorta primi, muhtasar, damga vergisi teşvikleri var.

– Bu proje ile ilgili iyileştirme 1 Mart 2016 tarihinde yasalaştı, uygulama esasları için de yönetmelik 10 Ağustos 2016 tarihinde yayımlandı.

BİLİM, SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI SAYIN ÖZLÜ’NÜN 8.10.2016 TARİHİNDE İSTANBUL TEKSTİL AR-GE MERKEZİNİN AÇIŞINDA RİB’E İLİŞKİN AÇIKLAMASI (http://www.sanayi.gov.tr/NewsDetails.aspx?newsID=24063&lng=tr):

 

“ Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Bu ay içinde yeni bir destek mekanizmasını, Rekabet Öncesi İşbirliği Projeleri Destek Programını hayata geçireceğiz.” dedi.

Özlü, İstanbul, Gaziantep, Adana, İzmir, Bursa tekstil ihracatçıları birlikleri ile RWTH Aachen Üniversitesi Tekstil Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde kurulan İstanbul Tekstil Ar-Ge Merkezi açılışında yaptığı konuşmada, bu merkezin, başta tekstil olmak üzere sanayi sektörü ve araştırmacılar için hayırlı olmasını diledi.

Bu merkezde Türkiye’nin nitelikli üretim hedefiyle uyumlu çok önemli projelerin hayata geçeceğine inandığını ifade eden Özlü, şunları kaydetti:

“Buradaki iş birliğini çok önemsediğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye’deki en ciddi sorunlarımızdan biri, iş birliği ve ortaklık kültürünün zayıflığıdır. Birlikte hareket etmeye, maliyetleri paylaşmaya, sinerji oluşturmaya ve böylece çıktıları artırmaya nedense pek sıcak yaklaşmıyoruz. İTHİB’in önderliğinde beş ihracatçı birliğimizin bir araya gelmesini ve ülkemize böyle bir merkez kazandırmasını işte bu açıdan çok değerli buluyoruz. Bu projede Aachen gibi önemli bir üniversitenin yer alması ise ayrıca kıymet taşıyor. Bakanlık olarak, biz de üniversitelerimiz ve sanayimiz arasında, sanayicilerimizin kendileri aralarında iş birliğini geliştirmeleri yönünde çalışmalar yapıyoruz. ‘İşbirliği, güç birliğidir’ anlayışıyla hareket ediyoruz. Mesela KOSGEB ve TÜBİTAK desteklerinde, birkaç firmanın bir araya gelerek yaptıkları başvurulara daha iyi şartlarda destekler sağlıyoruz.”

Özlü, bu merkezin açılışında bir müjde vermek istediğini belirterek, “Bu ay içinde yeni bir destek mekanizmasını, Rekabet Öncesi İşbirliği Projeleri Destek Programını hayata geçireceğiz. Bu kapsamındaki projeler için bütçe sınırı olmayacak. En az biri işletme olmak üzere iki veya daha fazla kuruluş tarafından ortaklık içinde yapılacak projeler destekten yararlanabilecek. Projelerle ilgili Ar-Ge ve tasarım harcamalarının yarısına hibe desteği vereceğiz.” diye konuştu.

Harcamaların kolay yapılması için proje bütçesinin yüzde 20’sinin ön ödeme olarak gerçekleştirileceğini anlatan Özlü, “Proje ortakları, bu desteklerin yanı sıra Ar-Ge kanunu kapsamındaki diğer vergi indirimlerinden ve istisnalardan da yararlanabilecek. RİP’in ülkemizin Ar-Ge ve yenilik ekosistemine ciddi katkı vereceğini düşünüyoruz.” dedi.

Özlü, uygulama esasları ile ilgili son detayları da en kısa sürede tamamlayarak bu destek programını bir an önce devreye alacaklarını kaydetti. Özlü, iş dünyasının ve sanayicilerin bu programı heyecanla karşılayacaklarına ve birçok yeni projeyle bu destekten yararlanacaklarına inandığını dile getirdi.

“Türkiye’nin ihraç ettiği gömlek 25, İtalya’nınki 100 dolar”

Özlü, Türkiye’deki bilim ve teknoloji ekosistemini her geçen gün daha da güçlendirdiklerini anlatarak, sanayinin rekabet gücünü artırmak için birbirinden önemli çalışmaları hayata geçirdiklerini söyledi.

Hem mevcut sektörleri daha rekabetçi hale getirmek hem de yeni nesil sektörlere, ürün ve üretim sistemlerine yoğunlaştıklarını ifade eden Özlü, şunları aktardı:

“Mesela bu yıl içinde hayata geçen Ar-Ge Reform Paketi’ni bu açıdan çok önemsiyoruz. Bu paketle birlikte tasarım faaliyetlerini de destek kapsamına almış olmamız, özellikle tekstil gibi sektörlerimize çok ciddi bir güç kazandıracaktır. Zira tasarımlar, tekstil gibi sektörlerde, katma değerin çok ciddi oranlarda artmasını sağlıyor. Türkiye’nin ihraç ettiği erkek gömleğinin kilogramı ortalama 25 dolar civarında satılıyor. İtalya’nın ihraç ettiği gömleğin kilogram başına satış fiyatı ise 100 dolara yaklaşıyor. Bu gömleklerin kalitesi aşağı yukarı aynı. Fiyat farkı marka ve tasarımdan kaynaklanıyor. Tasarıma getirdiğimize destekler işte bu yüzden önem taşıyor. Sınai Mülkiyet Kanun Tasarısını yasalaştırdığımızda, tasarımlar, markalar ve patentlerle ilgili yeni bir dönem başlayacak. Bunlarla ilgili başvuru süreçleri kolaylaşacak. Tescil süreçleri hızlanacak. Koruma süreçleri ise çok daha etkin bir hale gelecek. İşte biz bu tür çalışmalarla, artık katma değeri artırmaya yoğunlaşmış durumdayız.”

“Tekstil Ar-Ge faaliyetleri konusunda daha aktif olmalı”

Özlü, tekstil ve hazırgiyimin çok önemli sektörler olduğunu belirterek, bu iki sektörün bir arada değerlendirildiğinde toplam 26 milyar dolarla en büyük ihracat kaleminin oluştuğunu, bir başka deyişle, ihracatın yaklaşık 5’te 1’ini bu iki sektörün oluşturduğunu kaydetti.

Dolayısıyla bu sektörlerde markalaşmanın, nitelikli tasarımların ve katma değeri artırmanın büyük bir önem taşıdığını ifade eden Özlü, şunları söyledi:

“Bazen şuna benzer söylemler, yorumlar duyabiliyoruz; tekstil ve hazır giyim, düşük teknolojili sektörler. Evet, bir tasnif yapıldığında, bu sektörleri, düşük teknolojili sektörler grubuna ekleyebilirsiniz, ancak bu durum bu sektörlerin de yüksek katma değer üretebileceği gerçeğini değiştirmez. Üstelik sadece tasarım ve markalaşma yoluyla değil, Ar-Ge ve inovasyon yoluyla da bu sektörlerde yüksek katma değer oluşturabiliriz. Tekstil sektörünün Ar-Ge faaliyetleri konusunda daha aktif olması gerektiğine inanıyoruz. Bakanlığımız, bugüne kadar 274 firmaya Ar-Ge merkezi belgesi verdi, ancak bunların 11’i tekstil, 2’si hazır giyim olmak üzere, sadece 13 tanesi tekstil sektöründe faaliyet gösteriyor. Yine 2014’te ülkemizin toplam Ar-Ge harcaması 17,6 milyar lira olmasına rağmen, bu iki sektörün Ar-Ge harcaması sadece 125 milyon dolardır.”

 

Özlü, özellikle nanoteknolojiyle üretilmiş ürünlere, fonksiyonel tasarımlara, çevre dostu ürün ve üretim süreçlerine, teknik tekstil uygulamalarına ve kompozit ürünlere yoğunlaşmakta fayda olduğunu anlatarak, “Akıllı ve teknik tekstil faaliyetlerini artırmamız gerekiyor. Bunu yapabilirsek, imalat sanayisindeki diğer birçok sektörün ihtiyaçlarını da karşılayabileceğiz. Böylece ara malı ithalatını azaltmak mümkün olabilir. İşte bugün açılışını yaptığımız bu merkezde, bahsettiğim bu teknolojilere yoğunlaşılacak olması, bizleri çok memnun etmiştir.” dedi.

 

ÖZET SÖZ: EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞIMIZ İÇİN, PİLOT TESİS AR-GE PROJELERİ ÖNCELİKLİ OLARAK DESTEKLENMELİ.