POZİTİF DÜŞÜNCENİN ÖNEMİNİ AR-GE, TASARIM VE YENİLİK PROJELERİNDE NASIL TEST ETTİM?

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK

Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım Hibe Fonları,

Tasarım/Ar-Ge Merkezi Uygulayıcısı,

Öğretim Üyesi, Sorumlu Ortak Baş Denetçi, YMM

www.abdanmerymm.com

abdanmer@gmail.com

22.04.2017

 

 

 

GİRİŞ

Nisan 2017 ortası firma ziyaretlerimde yetkililerin Ar-Ge, tasarım ve yenilik faaliyetleri ile proje bazlı yönetime olan ilgilerinin arttığını gözlemledim. Kısa bir araştırmadan sonra bunun ana sebebinin, TÜBİTAK-TEYDEB dönem raporlarına ait hibe ödemelerinin yapılmakta oluşu ile yeni Ar-Ge kayıtlarının TÜBİTAK tarafından kabul edilmekte oluşu ortaya çıktı.

ZİNCİRLEME ETKİ

TÜBİTAK-TEYDEB süreçlerinin işlemesi ile birlikte firmaların Ar-Ge ya da Tasarım Merkezi kurma, KOSGEB, Ekonomi Bakanlığı Tasarım Departmanı, Teknoyatırım, Teknopazar, 5. Bölge yatırım teşviki gibi konuları konuşup, değerlendirmek istediklerini deneyimledim.

HİPOTEZ

Kendi kendime düşündüm, işin psikolojisi ile ilgili son yıllarda birçok kitap ve yayın okudum, Kur’an’ımızın mealine sürekli yeni bakış açıları ile çalışıyorum, bu okuduklarımdan hareketle bilim adamı olmamın bir gereği olarak, bu oluşun teorisini aşağıdaki şekilde formüle ettim:

“Bilinç düzeyindeki pozitif düşünceye odaklanınca, bu etki bilinçaltına giderek ilkin geçmişe yönelik olumsuzluklarla zıtlık yasasına göre  mücadele edip baskın düşünce haline geliyor – inanç – (burada sabretme gerekli), pozitif yüklü bu baskın düşünce duygu ve sezgileri de olumlu etkileyerek, bir yandan vücudumuzun her hücresini harekete geçirirken diğer yandan  doğru adım ve yolların bulunması  için yüce rabbimizle bağlantı kuruyor, sonuçta pozitif düşünülen istek, niyet bizim dünyamıza geliyor.”

BİLİMİN MANTIĞI VE TESTİ

Yukarıda ifade ettiğimiz varsayım ya da hipotezi firmalarda ve son zamanlarda bende TÜBİTAK’ta işlerin yürümemesinden oluşan olumsuzluğa karşı test ettim ve doğrulandı. Bu yolla bilincimizde oluşan düşüncelere karşı sürekli uyanık olmanın ve pozitif düşüncenin baskın düşünce olmasının önemini anladım.

Ayrıca, zihinsel, ruhsal, kalbi ve fiziksel boyutlarda tekli ve bütünleşik olarak bilinçle gerçekleştirilen tekrarlarla, bilinçaltında oluşturulan pozitif inançlar yoluyla, yüce rabbimizle bağlantı kurulabileceğini kendimde deneyimledim. Başka bir deyişle her eylemimin Tanrı ile bizim tarafımızdan yapılan ortak bir girişimin sonucu olduğunu, BİZİM İSTEYİP, TANRININ YARATTIĞINI ben şahsen kendimde gördüm.

SONUÇ

Sizler de pozitif düşünüp bu düşüncemin doğruluğunu test ederek, bizim konumuzla bağlantılı olarak TÜBİTAK ya da diğer destek kuruluşlarının faaliyetlerinin ne kadar önemli olduğu görüşünü yaygınlaştırabilirsiniz.