AR-GE PROJESİ VERMEK İÇİN ZITLIK İLKESİNİ UYGULAYARAK PARADİGMA DEĞİŞİMİ GEREKİYOR (AR-GE FAALİYETİNİN FELSEFESİ)

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK

Ulusal ve Uluslar arası Ar-Ge ve Yenilik Hibe
Fonları Uygulayıcısı, YMM

www.abdanmerymm.com

abdanmer@gmail.com

 

FİRMA ZİYARETLERİMİZDEN DENEYİMLERİMİZ

 – Her şeyden önce KOBİ’lerin önemli bir bölümü ilk projelerinde Ar-Ge projelerine ve alınan hibelerin gerçekliğine pek inanmıyorlar, bunun sonucu geleneksel davranış olan Ar-Ge ve Yenilik yapmadan rutin üretim ağırlıklı çalışmak ve gerekli olan makine teçhizatın da al-tak şeklinde tedarik edilmesidir.

– Ar-Ge projesi yapma ve hibelendirme süreci konusunda yeterli bilgi sahibi olunmaması da güvensizlik yaratıyor. Bize göre ulusal ve uluslararası kılavuzları, dokümanları, kitap, makaleleri pek okuma alışkanlığı yok. Oysa Immanuel Kant’ın dediği gibi ancak bilgi ile geleneksel yaklaşım ve davranışlara olan bağımlılığımızdan kurtulabiliriz. Kant’a göre burada sorun, aklı kullanma kararlılığı ve cesaretini tam olarak gösterememektedir.

– Ar-Ge projesi verme konusundaki negatif düşünceler yapılan araştırmalara göre firmanın performansını düşürdüğü gibi ilkin üst yönetimin ve müdürlerin sağlıklarını bozuyor.  Firma sahiplerinin ve/veya müdürlerinin negatif düşünce içinde olmalarının Dr. Travis Bradberry’e göre hem performanslarını olumsuz yönde etkiledikleri hem de bağışıklık sistemlerini zayıflatarak tümör ve mikrop kapmaya karşı pozitivistlere göre daha hassas hale geldikleri araştırmalarla kanıtlanmış durumdadır. Üst yönetimin negatif düşünce yapısı da personeli de olumsuz etkiliyor. Bu araştırmacıya göre,  sigorta poliçesi satan pozitivistler (iyimserler), pesimistlere (kötümserler) göre satışlarında % 37’in üzerinde artış sağladıkları, ayrıca ilk yılda firmayı terk etme oranının kötümserlerde iyimserlere göre 2 kat fazla olduğu kanıtlanmıştır.

– Bizce diğer bir durum, sorunları iyileştirmek için bir fırsat gözüyle bakıp çözüm için yeni yöntemler bulmak ve bu kapsamda proje yapma arayışına girilmemesidir, gerekli bilinçli çabanın gösterilmemesidir..

– Okumama yanında, parasal ve mali teşvikleri bir bütün halinde değil de, kısmi olarak birbirinden bağımsız olarak görüp değerlendirmek, Ar-Ge projesi yapma motivasyonunu bizce negatif etkiliyor. Çoğu KOBİ sahibi öz kaynak yetersizliği ile vergi ve sosyal yükümlülüklerinin yüksekliğinden yakınıyor. Oysa Ar-Ge projesi yapıp, TÜBİTAK, KOSGEB ve daha ileri aşamada Avrupa Birliği Projeleri verse, alınacak hibe yanında 2008 yılında yürürlüğe giren 5746 sayılı Ar-Ge Teşvik Yasası ile vergi matrahından indirmek için % 100 Ar-Ge indirimi yanında çalışanların gelir vergisi stopaj desteği ile SGK işveren desteğinden de yararlanılarak, büyük bir rekabet üstünlüğü elde edilebilmektedir. Ayrıca TÜBİTAK ya da KOSGEB  Ar-Ge projesini başarı ile tamamlayan KOBİ, prototipin  seri üretim ve ticarileşmesi için standart makine alımı ve yeni eleman istihdamı için KOSGEB’in endüstriyel uygulama programı ile Sanayi Bakanlığının Teknoyatırım ve Ekonomi Bakanlığının 5.Bölge  yatırım teşvik belgesinde ek parasal ve mali teşviklerden yararlanma imkânına kavuşmaktadır.

-KOBİ’ler arasındaki rekabet içinde işbirliği bilincinin de tam olarak gelişmemesi Ar-Ge projesi yapma konusunda karşılıklı pozitif etkilenmeyi ve birlikte iş yapmayı engelliyor. Bu yapının bizce en olumsuz sonucu, çoğunluğu konsorsiyum projeleri olan Avrupa Birliği Ar-Ge projelerine Türkiye’nin katılımının çok düşük düzeyde kalmasıdır.

ZITLIK İLKESİ

– Firmaların mevcut geleneksel üretim yöntemlerini devam ettirme bakış açısı karşısında her şey Ar-Ge ve yenilikten geçer paradigmasını kabullenmeleri gerekiyor. Bunun için KUR’AN’da uygulandığını gördüğümüz ZITLIK  İLKESİNİ  öneririz. Buna göre beklenti ve niyetlerimizi karşılamayan mevcut durumla iyileştireceğimiz durumu birbirine zıt olarak, bir bütün halinde bütünleşik olarak görmek, ara vermeden iyileştireceğimiz her eylem, düşünce ve duygu ile mevcut durumun etkisini azaltmak, ona direnmeden sadece onu izlemek, (mevcut durumu ortadan kaldırmak değil – Hiçbir şey zıttı olmadan var olamaz, mevcudu yok edersek, iyileştireceğimiz unsur da olmaz, onu da ortadan kaldırırız), bu yolla iyileştireceğimiz durum baskın durum olduğunda, sonuç hedeflediğimiz şekilde gerçekleşir. Bu bir paradigma, bakış açısı değişimidir. Bu değişim olmadan firmalar ya ar-ge ve yenilik faaliyetlerine yönelmiyorlar ya da yönelseler bile bitirmeden yarıda bırakıyorlar.

– Tanımladığımız paradigma değişimine bağlı olarak Ar-Ge projesi verme konusundaki negatif düşüncelerden kurtulunarak, pozitif düşüncelere geçmemiz gerekiyor. Dr. Travis Bradberry’, bunun için 2 adımlı bir süreç önererek, ilkin hayal ürünü şeylerle gerçeklerin birbirinden ayrılarak gerçekçi olunmasını ikinci olarak da negatif düşüncelerin gün içindeki, geçmişteki ya da gelecekteki pozitif düşüncelerle yer değiştirilmesini,  pozitife odaklanılmasını ve bunun için mücadele edilmesini önermektedir. Yazar ayrıca yanlış negatif enerji yüklü hayal ürünü düşüncelerden kurtulunulmasında güvendiğimiz kişilerden de görüş alarak,gerçekliğe doğru yönelmemizi öneriyor.(Kaynak link: https://www.linkedin.com/pulse/how-positivity-makes-you-healthy-successful-dr-travis-bradberry)

 SONUÇ

Bu durumda her ne pahasına olursa olsun bugünden Ar-Ge projesi yazmaya başlamalıyız. Bu yol ile Ar-Ge projesi vermeme negatif düşünceyi önlemeliyiz. Başlangıçta başarısız da olunsa, Napoleon Hill’in dediği gibi her başarısızlık, dengi ve daha fazla avantajın tohumlarını da beraberinde getirir, ayrıca olumsuz durum için harcadığımız zaman ve enerjiyi olumlu durum için harcarsak, başarı kaçınılmazdır.

Son olarak, Ar-Ge projeleri yapma konusunda düşüncemizi pozitif yönde değiştirerek, cesaret ve kararla proje yazmaya karar vermek için aklı ve bilimi kullanmalıyız. Yoksa Goethe’nin Faust’ta şeytana söylettiği şu dizeler gerçek olur:

 

“Bırakırsan artık, akıl ve bilimi,

İnsanoğlunun sahip olduğu en yüce gücü,

Mutlak benim olursun.