POZİTİF DÜŞÜNCE FİRMALARIN AR-GE PROJESİ VERME ALGISINI OLUMLU ETKİLEYEREK, BAŞARI VE SAĞLIKLI İLİŞKİLER OLUŞTURUYOR

Prof. Dr. Atila BAĞRIAÇIK

Ulusal ve Uluslararası Ar-Ge Hibe Fonları Uygulayıcısı,

Dış Ticaret Uzmanı, Öğretim Üyesi, YMM, Baş Denetçi

 

 

 

KARŞILAŞILAN DURUM

Ar-Ge danışmanlığı yapan bir arkadaşım bir firma ile yaşadıklarını bize anlattı. Firmanın TÜBİTAK KOBİ Ar-Ge projesi onaylanıp, hibe talebi için teknik, mali ve YMM raporları oluşturulup sunuluyor, hibe firmaya havale ediliyor. Aralarındaki sözleşme şartı gereği firma hibeyi aldığında danışmana hizmet bedelini ödemesi söz konusu. Arkadaşımız faturayı kesip, bedeli talep ettiğinde firma sahibinin şöyle bir talebi oluyor: “Tamam hakkınızı verelim, ancak aramızda bir protokol yapıp, herhangi bir şekilde hibe geri istenirse, hem size verdiğim paradan hem de diğer ödemelerden müteselsil sorumluluk taşımanızı istiyorum”. Durum böyle, arkadaşımın dediğine göre de bu tür taleplerle normalde karşılaşılıyor olması bu durumun açıklamasını yapma görevi bize düştü.

 

DURUM ANALİZİ

– Her şeyden önce KOBİ’lerin önemli bir bölümü ilk projelerinde Ar-Ge projelerine ve alınan hibelerin gerçekliğine pek inanmıyorlar, bunun sonucu geleneksel davranış olan Ar-Ge ve Yenilik yapmadan rutin üretim ağırlıklı çalışmak ve gerekli olan makine teçhizatın da al-tak şeklinde tedarik edilmesidir. Yönetim danışmanı değerli arkadaşımız Sayın TUNCAY YIKAR Beyin tipik bir Türk KOBİ’si hakkındaki değerlendirmesi bizce çok ilginç:

Türkiye’de özellikle bazı orta ölçekli – KOBİ olarak (birçok küçük ölçekli işletmeleri hiç hesaba katmıyorum) çalışan işletmeler düzgün yönetilmiyor. Bırakın teşviklerden yararlanmayı nasıl üretim yapacaklarını, işletmelerini nasıl yöneteceklerinden haberleri pek olmuyor.

-Okumuyorlar, -Araştırmıyorlar, –Eğitim almıyorlar, –Seminerlere gitmiyorlar, – Uzman kişilerden yardım ve destek almıyorlar, – Etkin ve Uzman Danışmanları kullanmıyorlar, asıl olan Danışmanları nasıl kullanacaklarını pek bilmiyorlar, – (Birde piyasada bazı kişiler uzman veya danışman adı altında dolaşarak iyi niyetli kişileri kandırıyorlar,)

Bütün bunların doğrultusunda Devletin veya AB’ nin vermiş olduğu  hibe /kredi miktarlarının %80 ni kullanılmadan – bir çok işletme farkında olmadan paralar geri iade ediliyor.

İşletmelerde hep bir korku var. – Nasıl proje üretebiliriz? – Proje nasıl hazırlanır? – O kadar detayın altından nasıl kalkarız? – Yeterli – nitelikli elemanlarımız yok, – Biz başaramayız! Biz yapamayız! gibi korkular söz konusu.

-Ar-Ge projesi yapma ve hibelendirme süreci konusunda yeterli bilgi sahibi olunmaması da güvensizlik yaratıyor. Bize göre ulusal ve uluslararası kılavuzları, dokümanları, kitap, makaleleri pek okuma alışkanlığı yok. Oysa Immanuel Kant’ın dediği gibi ancak bilgi ile geleneksel yaklaşım ve davranışlara olan bağımlılığımızdan kurtulabiliriz. Kant’a göre burada sorun, aklı kullanma kararlılığı ve cesaretini tam olarak gösterememektedir.

 

Ar-Ge projesi verme konusundaki negatif düşünceler yapılan araştırmalara göre firmanın performansını düşürdüğü gibi ilkin üst yönetimin ve müdürlerin sağlıklarını bozuyor.  Firma sahiplerinin ve/veya müdürlerinin negatif düşünce içinde olmalarının Dr. Travis Bradberry’e göre hem performanslarını olumsuz yönde etkiledikleri hem de bağışıklık sistemlerini zayıflatarak tümör ve mikrop kapmaya karşı pozitivistlere göre daha hassas hale geldikleri araştırmalarla kanıtlanmış durumdadır. Üst yönetimin negatif düşünce yapısı da personeli de olumsuz etkiliyor. Bu araştırmacıya göre,  sigorta poliçesi satan pozitivistler (iyimserler), pesimistlere (kötümserler) göre satışlarında % 37’in üzerinde artış sağladıkları, ayrıca ilk yılda firmayı terk etme oranının kötümserlerde iyimserlere göre 2 kat fazla olduğu kanıtlanmıştır.

-Bizce diğer bir durum, sorunları iyileştirmek için bir fırsat gözüyle bakıp çözüm için yeni yöntemler bulmak ve bu kapsamda proje yapma arayışına girilmemesidir, gerekli çabanın gösterilmemesidir. Ar-Ge projesi yazma konusunda uzman birçok danışman bulunmakta olup, onlardan hizmet alınabilir. Ancak burada da sisteme güvenmemekten dolayı bazı firma sahipleri danışmana “önce proje çıksın ve havale gelsin, o zaman ödeme yaparız” diyorlar. Oysa proje danışmanlığına başlama ile hibe havalesinin gelmesi ortalama çoğu zaman bir yılı bulabildiğinden, danışmanın yaşama şansı yok edilerek, sağlıklı işbirliği kurulamamaktadır.

-Okumama yanında, parasal ve mali teşvikleri bir bütün halinde değil de, kısmi olarak birbirinden bağımsız olarak görüp değerlendirmek, Ar-Ge projesi yapma motivasyonunu bizce negatif etkiliyor. Çoğu KOBİ sahibi öz kaynak yetersizliği ile vergi ve sosyal yükümlülüklerinin yüksekliğinden yakınıyor. Oysa Ar-Ge projesi yapıp, TÜBİTAK, KOSGEB ve daha ileri aşamada Avrupa Birliği Projeleri verse, alınacak hibe yanında 2008 yılında yürürlüğe giren 5746 sayılı Ar-Ge Teşvik Yasası ile vergi matrahından indirmek için % 100 Ar-Ge indirimi yanında çalışanların gelir vergisi stopaj desteği ile SGK işveren desteğinden de yararlanılarak, büyük bir rekabet üstünlüğü elde edilebilmektedir. Ayrıca TÜBİTAK ya da KOSGEB  Ar-Ge projesini başarı ile tamamlayan KOBİ,prototipin  seri üretim ve ticarileşmesi için standart makine alımı ve yeni eleman istihdamı için KOSGEB’in endüstriyel uygulama programı ile Sanayi Bakanlığının Teknoyatırım ve Ekonomi Bakanlığının 5.Bölge  yatırım teşvik belgesinde ek parasal ve mali teşviklerden yararlanma imkanına kavuşmaktadır.

-KOBİ’ler arasındaki rekabet içinde işbirliği bilincinin de tam olarak gelişmemesi Ar-Ge projesi yapma konusunda karşılıklı pozitif etkilenmeyi ve birlikte iş yapmayı engelliyor. Bu yapının bizce en olumsuz sonucu, çoğunluğu konsorsiyum projeleri olan Avrupa Birliği Ar-Ge projelerine Türkiye’nin katılımının çok düşük düzeyde kalmasıdır.

ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ

-Her şeyden önce Ar-Ge projesi verme konusundaki negatif düşüncelerden kurtulunarak,pozitif düşüncelere geçmemiz gerekiyor. Dr. Travis Bradberry’, bunun için 2 adımlı bir süreç önererek, ilkin hayal ürünü şeylerle gerçeklerin birbirinden ayrılarak gerçekçi olunmasını ikinci olarak da negatif düşüncelerin gün içindeki, geçmişteki ya da gelecekteki pozitif düşüncelerle yer değiştirilmesini,  pozitife odaklanılmasını ve bunun için mücadele edilmesini önermektedir. Yazar ayrıca yanlış negatif enerji yüklü hayal ürünü düşüncelerden kurtulunulmasında güvendiğimiz kişilerden de görüş alarak,gerçekliğe doğru yönelmemizi öneriyor.(Kaynak link: https://www.linkedin.com/pulse/how-positivity-makes-you-healthy-successful-dr-travis-bradberry)

-Çözüm için bilinçli çaba gösterilmesi sorumluluğu ilkin üst yönetimin üzerindedir. Yukarıda sıraladığımız mevcut negatif durum, duygu ve düşüncelerle SÜREKLİ MÜCADELE EDEREK, iş yapma usullerimizde iyileştirme yapmaktır (yani yenilik-inovasyon yapmaktır), bir bedel ödemektir. Peki nasıl iyileştirme yapacağız, izleyeceğimiz bir yöntem, yol var mı? Ben şahsen bu konuda literatürü iyice taradım, yöntem olarak “BİRLEŞTİRİCİ FONKSİYONEL ANALİZ” yöntemini buldum, kendimde uyguladım, iyi sonuçlar alıyorum ve hayatıma bu yöntemle devam ediyorum. Birleştirici Fonksiyonel Analizi konumuzla ilişkilendirerek, şöyle tanımlayabiliriz: mevcut durumla iyileştireceğimiz durumu birbirine zıt olarak, bir bütün halinde bütünleşik olarak görmek, ara vermeden iyileştireceğimiz her eylem, düşünce ve duygu ile mevcut durumun etkisini azaltmak, ona direnmeden sadece onu izlemek, (mevcut durumu ortadan kaldırmak değil – Hiçbir şey zıttı olmadan var olamaz, mevcudu yok edersek, iyileştireceğimiz unsur da olmaz, onu da ortadan kaldırırız), bu yolla iyileştireceğimiz durum baskın durum olduğunda, sonuç hedeflediğimiz şekilde gerçekleşir. 

Bu yöntemi Ar-Ge projesi verme faaliyeti ile ilişkilendirirsek; Araştırma ve Yenilik Proje verme istek  ile inancını  “Innovation”  nın  <I> İle mevcut teknolojik durumu, rutin üretim yapma alışkanlığını da İngilizceden alarak  “State of the art” ın <S>  sembolü ile gösterirsek Proje yapma istek ve çıktısı DP (Deliverables of Project) olarak alırsak: DP=I/S ‘e bağlıdır. Proje verme istek ve inancı yani formülümüzde <I> mevcut duruma göre daha baskın eylem, düşünce ve duygu olduğunda, firmalar ancak proje vermeye  başlayacaklar, aksi durumda proje verme hevesi ateşli bir saplantı haline gelmediğinden, Ar-Ge projesi yapılmayacaktır. Bunun için proje vererek eyleme geçmek gerekiyor. Proje vermedikçe, yani pratik yapmadıkça, sadece sözle konuşarak, bir gelişme elde edilemediğini çoğu firmada deneyimledik.

 

SONUÇ

Bu durumda her ne pahasına olursa olsun bugünden Ar-Ge projesi yazmaya başlamalıyız. Bu yol ile Ar-Ge projesi vermeme negatif düşünceyi önlemeliyiz. Başlangıçta başarısız da olunsa, Napoleon Hill’in dediği gibi her başarısızlık, dengi ve daha fazla avantajın tohumlarını da beraberinde getirir, ayrıca olumsuz durum için harcadığımız zaman ve enerjiyi olumlu durum için harcarsak, başarı kaçınılmazdır. Aslında bana göre zıtlık yasasından hareketle oluşturulan Birleştirici Fonksiyonel Analiz yöntemi  YENİLİKÇİ KİŞİSEL YAŞAM FELSEFEMİZ VE SÜREKLİ BÜYÜMEMİZ İÇİN ŞARTTIR.

Son olarak, Ar-Ge projeleri yapma konusunda düşüncemizi pozitif yönde değiştirerek, cesaret ve kararla proje yazmaya karar vermek için aklı ve bilimi kullanmalıyız. Yoksa Goethe’nin Faust’ta şeytana söylettiği şu dizeler gerçek olur:

 

“Bırakırsan artık, akıl ve bilimi,

İnsanoğlunun sahip olduğu en yüce gücü,

Mutlak benim olursun.”